Bir Asır Sonra Balkan Savaşları

Marka:Cedit Neşriyat

Ürün Kodu:basbs001

Stok Durumu: Stokta var

KDV Dahil: 25,00TL
KDV Hariç: 25,00TL
Miktar:
0 yorum  0 yorum  |  Yorum Yap

Aradan yüz sene geçtikten sonra Balkan acılarını yeniden
hatırlamanın mâtem-perestlikle alâkası bulunmuyor. Bizim
irfânımızda mâtemin yeri yok zaten, biz “O’ndan geldik ve yine
O’na gideceğiz!” diye inanır, tevekkül ederiz. “Yas kültürü” olmayan
bir milletiz. Ölüme haşyet ve ibretle bakarız; inanıp iman
getirdiğimiz bir mukadderat ve nasihattır sadece... Ne var ki,
“Balkan Felâketi” dediğimiz elem ve ıztırab külliyâtı, bizim için
sadece ölümlerin kederinden ibaret değildir; ölümlerden ölümcül
acılarımız var.
Önce hangisinden başlamalı, nasıl bir “takdim-tehir” takib
edilmeli? Bu bile çok zordur, zira yaşanılan hâdiseler, hani “birbirinden
fecî” denilir ya, o derece korkunçtur. Hangi birine yanarsınız;
dünyaya gözlerini yeni açmış bebeklerin gövdesi kadar
kasaturaların ucunda ve henüz farkında bile olmadığı hayatını
kaybetmesine mi; beş yüz senelik yurdundan yuvasından can
havli ile kopup sefil-perişan yollara düşen, sığındığı ana vatanda
da çekmedik yokluk, sıkıntı ve zillet kalmayan yüzbinlerce muhacire
mi; ırzı kirletilmiş, canından aziz bildiği namusu pâyimâl
edilmiş İslâm kadınlarına mı; açlıktan öldürülmüş esir askerlere
mi; hayatının baharında zulüm ve işkence ile katledilen yüzbinlerce
fidana mı, yoksa beş yüz yıllık koca bir vatan toprağının iki
ayda yitirilişine mi?
Fâciâ, bunlardan da ibâret değildir; üstüne üstlük, tarihimizin
en utanç verici mağlûbiyetlerinden birini aldık biz, Balkan
Savaşlarında. İşkodra, Yanya, Edirne kalelerindeki ölümüne müdafaalar
ve Çatalca hattındaki direniş hariç, biz bu savaşlarda
iyi dövüşemedik, maalesef... Bunun utancı, yüzbinlerce ölüden
ve beş asırlık yıllık vatan toprağının kaybından belki daha da
acıdır. Keşke daha çoğunu kaybetseydik, daha çoğumuz ölsey
dik de yeter ki iyi savaşmış olsaydık... “Dövüle dövüle tavlanıp,
vurula vurula kırıl”saydık keşke!.. Bu kadere rıza gösterirken
başımızı öne eğmezdik hiç değilse...
Bu utancın üzerinden bir asır geçtikten sonra ve şimdi artık
şu kadarını söylüyoruz, birbirimize ve çocuklarımıza:
Allah korusun, ama bir daha gelirse böyle bir an, hayatta kalmak
için “B Planı”mız olmayacak, onu bizden sonra gelenler yapacaklar;
biz mevzilerimize kefenlerimizle gireceğiz!..
Balkan Felâketi, bizim için “Millet Mektebi”nde kıyâmete
kadar okutacağımız iki dersten ibaret bir pedagoji hükmündedir:
Birincisi, toprağına ne kadar kök salmış olursan ol, iyi savunamadığın
bir vatanı nasıl kaybedersin; ikincisi, bir gün buna
mecbur kalırsan eğer, hangi akılsızlıklara, alçaklıklara ve hıyanetlere
izin vermeyerek ve nasıl dövüşerek savunursun, vatan
ve namusunu!..
..........
Balkan Savaşları üstüne yazılmış yazıları böyle bir kitapta bir
araya getirirken, hâdiselerin seyir ve inkişafı hakkında derli toplu
bir hulâsaya ihtiyaç vardı. Bunun için bir müddet uğraştıktan
sonra farkettik ki, birkaç yıl evvel rahmete yolculadığımız Yılmaz
Öztuna Hoca’mızın Büyük Türkiye Tarihi’ndeki alâkalı bahis,
aransa bulunamayacak kadar iyi bir metin. Bir kere daha rahmete
de vesîle olsun inşallah, o kısmı aynen iktibas edip bu kitabın
“girizgâh”ı olarak sunuyoruz. Ardından, Türkiye’nin savaş
öncesi, Birinci Balkan Savaşı’ndan ve İkinci Balkan Savaşı’ndan
sonraki sınırlarını ve bunlara ilâveten, bir de Balkanlardaki bu
gün mevcut olan sınırları gösteren dört harita koyduk. Nereden
nereye gelindiği, basit haritalarla gözümüzün önünde olsun...
Bunun peşine de kaba-taslak bir Balkan Savaşları Kronolojisi ekledik.
Kitapta yer alan diğer yazılara gelince, birbirinden kıymetli
incelemeler bulacaksınız. Okudukça Balkan Fâciâsının, en başta
nasıl bir “idare ve kadro” cinayetinden ibaret olduğunu daha iyi anlıyoruz...

Yorum Yap

Not: HTML'ye dönüştürülmez!

Oylama: Kötü İyi

Doğrulama kodunu giriniz: