15 Temmuz “İslâm’sız Müslümanlığın” öteki yüzü

Ürün Kodu:15Tem.

Stok Durumu: Stokta var

KDV Dahil: 45,00TL
KDV Hariç: 45,00TL
Miktar:
0 yorum  0 yorum  |  Yorum Yap

2. BASKI

Bu kitapta yer alan yazı ve mülâkatların, birkaçı hâriç geriye kalanların tamamı daha evvel Türkiye Günlüğü’nün 127 ve 128. Sayılarında yayımlanmış metinler… (İlhami Güler’in o sayılarda neşredilmiş toplam üç ve Mustafa Öztürk’ün de iki yazısı var.) İlk yayımlandıklarından itibaren okurların gösterdiği yoğun alâkanın arkası kesilmeyince, mezkûr sayıların ikinci baskısını yapmaktansa bu yazıları müstakil bir kitapta toplamayı tercih ettik. Yakın ve uzak muhitlerimizden gelen talepler de bu istikamette idi.
“15 Temmuz fâciâsının zihnî, tarihî ve kültürel ‘zemin’ini”  üç esaslı otoritenin kaleminden okuyacaksınız: Sayın Sönmez Kutlu, İlhami Güler ve Mustafa Öztürk, büyük bir cesâret ve aynı zamanda liyâkatle bu zemine ışık tutuyorlar; “yara”ya neşter vuruyorlar. Anlıyoruz ki “yara”mız esasen “içeri”de ve çok da “derin”de. Asırlarca öncesinden ekilmiş ârızalı “tohum”larda da yanlış sürülmüş “toprak”da da “iklim”de de problem olduğunu artık kabûl etmeliyiz.
Ülkemizin son yıllarda yetiştirdiği en dikkatli ve titiz târihçilerden olan Y. Hakan Erdem, “Cemaat patolojisi”nin muhtelif “katman”ları arasında çok düşündürücü bir gezintiye çıkarıyor bizi. Bu “katman”lar arasında, Gülen’in 17 yaşındaki kendinden menkûl “müftü adaylığı”ndan tutun da 15 Temmuz sonrasındaki mürâî “Mektub”una kadar bütün serencamını izleyerek hem târih, hem de sosyoloji ve psikoloji disiplinleri eşliğinde dolaşırken, sayın Erdem’in “argümantasyon”unda aynı zamanda mistik–politik bir fraksiyonun gelişim seyrinin nasıl ele alınması gerektiği konusunda da son derece yararlı bir metodoloji ile karşılaşıyoruz.
Sayın Cengiz Anık’ın her zamanki iyi yazılarından birini daha okuyacaksınız bu kitapda. Sadece analitik derinliğinden ileri gelmiyor, Cengiz Hocanın yazısındaki “iyi”lik; taşıdığı hissiyât ve yaydığı zihnî heyecanın yanı sıra, tartıştığımız “mesele”ye getirdiği farklı bakış tarzı da okuyacağınız metnin değerini ayrıca arttırıyor.
Kitapda, sayın Hüseyin Subhi Erdem’in “paralel dolambaç”ın, bu karanlık dünyanın kuytu ve izbe köşelerine felsefî-sosyolojik tahlillerle yaklaşarak “anlayış”ımızın sınırlarını genişlettiği yazısını da bulacaksınız.
H. Aliyar Demirci arkadaşımızın, “siyasî ve sivil deprem” olarak sıfatlandırdığı “15 Temmuz”un ardından önümüze çıkan tabloya ilişkin tesbit ve müşâhedeleri, üzerinde dikkatle durulması ve icraatın başında bulunanlarca ciddîye alınması gereken hususlar ihtiva ediyor.
Murat Beyazyüz’ün yazısı, kelimesi kelimesine daha evvel sevgili Huzeyfe Aslan’ın Almıla dergisinde neşredilmişti, hem de 2009 yılında. İçerisinde ne Gülen’in ismi geçiyor, ne de cemaatinin. Beyazyüz’ün anlattığı “cemaat” bir Yunan cemaati ve onun 25 asır evvelki hikâyesi… Murat Beyazyüz, bu yazının neşrinden sonra maruz kaldığı öfke ve açık “tehdid”i yazısının başında kısaca naklediyor ki, çok ibretlik bir hâdisedir. Hikâyeyi “çalmak” istemem, okuyanların bir kısmı şaşıracak, bir kısmı da belki hayıflanacak. Bu arada Murat Beyazyüz’ün, bu yazı vesîlesiyle ortaya koyduğu entelektüel ihâta ve târih şuurunu da aşan derin sezgisi her türlü takdir ve tebrikin fevkindedir. Bunu söylemezsem hakkını ketmetmiş olurum; zîrâ, bu “piyasa”da hemen herkesin Zaman gazetesi, Abant Platformu diye yanıp tutuştuğu bir dönemde O’nun gördüklerini görebilmek ve hele hele Antik Yunan’daki neredeyse “ikiz”ini bulabilmek kolay iş değildir; hakikaten gıpta edilecek bir yetenek ve kapasite işidir.
İlhami Güler, ilk iki yazısının hâricinde, “İslâmcılığın asâlet ve sefâleti” gibi fazla “çarpıcı” gelebilecek bir başlık altında bahis mevzuu problematik hakkında umumî bir değerlendirme daha kaleme aldı.
Fâtih Mehmet Şeker’in daha evvel (117. Sayı) ve 17/25 Aralık süreci münasebetiyle çıkardığımız Türkiye Günlüğü’nde neşredilen yazısını da bu kitaba alma lüzumu hissettik. Üzerinden üç seneden fazla bir müddet geçmiş olsa da 15 Temmuz hakkında hazırlanan bir çalışmada bu yazının bir kere daha dikkatlere sunulması gerekiyordu.
Mustafa Öztürk’ün yine 17/25 Aralık vak’asının ardından yazdığı birkaç yazıyı cem’ ederek yekpâre makâle haline getirdiği metin de 15 Temmuz sonrasında ayrı bir mânâ kazandı; onu da bu esere dâhil etmemiz lâzımdı. Mel’un teşebbüse daha iki buçuk sene varken yazılan o satırlar, söylenen o sözler “îkaz” değeri bulabilmiş olsaydı şayet, kendi ellerimizle başımıza sardığımız bu belâya dûçâr olmazdık belki de.
Elinizdeki kitabın son sayfalarında Mehmet Emin Özafşar ve Hakan Yavuz’ la yapılmış iki mülâkat var.
Sayın Özafşar, Ankara İlâhiyât Fakültesi’ndeki hocalığının yanı sıra 19 Mayıs 2017’ye kadar da Diyanet İşleri Başkan Yardımcılığı vazifesini yürütmüş olan –tıpkı sayın, S. Kutlu, sayın İ. Güler ve sayın M. Öztürk gibi – son derece kifâyetli bir İslâm âlimi ve ülkemizin aydınlık beyinlerinden biridir. Darbe teşebbüsünden iki hafta sonra TRT Diyanet kanalında kendisiyle yapılan mülâkatı gözden geçirerek bu kitapta neşretmemize müsaade ettiler. Okuyunca göreceksiniz ki, hem nazarîyâta vâkıf ve hem de fiilîyâtın içerisinden gelen bu tür şahsiyetlerin bu tür meselelerde söyledikleri, söyleyecekleri şeyler, sadece cemiyetimiz için nimet değil, siyâsetimiz için de yegâne pusula hükmündedir.
Sayın Yavuz’a gelince, akademik dünyanın sosyal-siyasî ilimler câmiâsında Gülenist hareketin en önde gelen mütehassıslardan biridir; doktora tezinin “Cemaat” üzerine olduğu da alâkadar herkesin malûmudur. Kendisi uzun yıllardır akademik çalışmalarına Amerika’da (Utah Üniversitesi) devam ediyor ve “15 Temmuz”u da oradan takib etti; dolayısiyle sonrasındaki gelişmeleri ve Amerikan siyasî-entelektüel-medyatik kamuoyunun tavrını da yakından müşâhede etme fırsatı buldu. Böyle olunca, vâkıânın hariçten ve karşı taraftan nasıl gözüktüğü üstüne söyledikleri bir kat daha ehemmiyet arzediyor.
Okuyacağınız eserde yazdıkları ile hak ve hisse sâhibi olan değerli ilim ve fikir adamlarımızın hepsine samimiyetle arz-ı şükran ediyoruz; bahis mevzuu meseleler tartışılmaya devam ettikçe ve daha senelerce elden bırakılmayacak bu çalışma onların emekleriyle ortaya çıktı.

 

Yorum Yap

Not: HTML'ye dönüştürülmez!

Oylama: Kötü İyi

Doğrulama kodunu giriniz: