Özel Seri
Son Gelener

Dergiler

Dergiler

Kış Mektubu

Dışarıda kıyâmet kopuyormuş gibi çığlıktan bağırtıya her nevî şamata, gürültü, patırtı devam ederken içeride oturmuş ağır bir makam dinleyen insanları getirin gözlerinizin önüne...
Fikir, kültür veya san’at dergilerinin hâli de dışarıdan bakılınca herhalde buna benziyordur.
Memleketin bir mıntıkasında aylardır kanlı bir sokak ve şehir savaşı devam ediyor. Yarın hangi şehrin hangi kalabalık muhitinde bomba patlayıp patlamayacağından da hiç kimsenin emin olmasına imkân yok. Şehid cenazesi gelmeyen neredeyse tek bir gün geçmiyor.
Bir de siyasî sahnede cereyan eden tam mânâsiyle “tuhaf” kavgalar var. Keşke bu kavgaları, ünlü Küçük Prens’teki gibi, bir çocuğun gözü ile anlatıp yorumlayan bir tiyatro oyunu yapılsa yahut bir sinema filmi çekilse!.. Muhtemelen çok ilgi çekici dersler çıkartılabilecek ibretâmiz sahneler seyrederdik.
Meselâ,  4-5 yaşındaki bir çocuğu yanımıza oturtsak ve bir hafta boyunca haber kanallarında siyasî partiler adına yapılan konuşmaları dinletsek ve onun tepkilerini kaydetsek... Arada bir de biz ona bir şeyler sorup verdiği cevapları aynı şekilde kayda geçsek acaba nasıl bir diyalog çıkardı ortaya?
Salı günleri yapılan “grup toplantıları”nı başından sonuna kadar seyretme sabrı gösterebilecek bir çocuğun ilk tepkisinin ziyâdesiyle sıkılmak, hatta sıkıntıdan boncuk boncuk terlemek olacağını tahmin etmek zor değil. Pekâlâ, dinlediği bu yüksek sesli konuşmaları yorumlayacak olsa ilk ne derdi acaba yanımızdaki çocuk?
Herhalde şunu sorardı: “Bu adamlar niye bu kadar bağırıyorlar?”
İkinci olarak da galip ihtimalle şunu sorardı: “Şu oturan insanlar ne iş yapıyorlar?”
Çocuk zihninin sorabileceği bu iki suâlin içinde barındırdığı cevaplar, siyasî partilerimizin Salı günlerindeki grup toplantılarının en doğru “fotoğraf”ı olabilir: Bağıra bağıra konuşan birkaç kişi ve onları oturdukları yerden, bazan da “kendilerini tutamayıp” ayağa kalkarak habire alkışlayan bir yığın yaşını başını almış adam!..
Yanımızdaki çoçuğa, daha sonra da Meclis TV yayınlarını seyrettirelim. Vereceği ilk tepkilerden biri, ihtimal ki, “Bu adamlar da ne çok kavga ediyorlar”, tarzında bir cümle ile ifade edilecek türden olurdu. Ya biz ona şöyle bir şey sorsaydık ne derdi: “Bu seyrettiğin yer bizim Meclisimiz, sen orada en çok neyi beğendin?” Emin olalım ki, 10 çocuktan en az sekizi, böyle bir soruya karşılık “Kırmızı koltukları!” cevabını verirdi.
Mümkün olsa da küçük çocukları toplayıp böyle bir oyunu tecrübe edebilsek muhakkak sûrette aralarından birkaçı şunu mutlaka sorardı: “Bu her gün bağırarak konuşan ve kavga eden amcaların hiç işi yokmu?”
Gerçekten de siyasî hayatımızın en çok seyredilen “sahne”lerine çocukça bir sâfiyetle bakmaya çalışınca göreceğimiz manzara budur: Mütamâdiyen hiddetle ve bağıra bağıra konuşan liderler; onlara aslâ herhangi bir soru sormayan, onları sadece ve her halükârda alkışlamak için birbirleriyle yarışan “profesyonel” hayran ve destekçi kalabalıkları...
İşte bir yandan böyle bir “gûlgule” ve dağdağanın ortasında, bir yandan da bîgâne kalmanın mümkün olmadığı gencecik şehidlerin kan kırmızı cenâze alaylarını seyrederek “fikir ve kültür dergisi” çıkarmanın, hâlâ manevî bir hazzı ve sahih bir mânâsı kaldıysa onu “pay edelim” diye bu “mevkute”ye emek vermeye devam ediyoruz.
Bu sayıda hak ve hissesi olan yazarlardan sayın Kemal Gözler, sayın Hanifi Özcan, sayın Soli Özel, sayın Fatih Mehmet Şeker, sayın Murat Beyazyüz ve Ömer Naci Akın hariç, diğer hepsinin isimlerini Türkiye Günlüğü’nde ilk defa görmüş olacaksınız.
Sayfalarımıza yeni misafir ettiğimiz Prof. Dr. Ahmet Kavas hocamızın yazısı, uzun yıllar süren ilmî ve akademik çalışmalarının olgun semerelerini bizimle paylaşan kalıcı mâhiyette bir metin.
Sayın Semra Çetinkaya ve sayın Fahri Yetim gibi genç akademisyenlerimizin tafsilâtlı incelemelerden oluşan yazıları da emek ve gayret mahsûlü çalışmalar.
Sayın Ender Korkmaz ve Tolga Akbaba ise akademik hayatın henüz ilk basamaklarında olmalarına rağmen fevkalâde ümid va’deden çalışmalar yapıyorlar; yazıları bunun en iyi şâhidi.
Göktürk Ömer Çakır, biri kitap kritiği olmak üzere iki yazısı ile bu sayının mühim “hissedar”ları arasına girdi. Onun nüktedan mizacının bu “cümle”den hoşnut olacağını umuyorum.
İsimlerini ilk başta zikrettiğim ve dergimizin lûtfedip kabûl ederlerse bir hayli “kıdemli” yazarlarından sayacağımız değerli ilim ve fikir adamlarının yazıları ise daimî okurlarımızın zâten âşina oldukları bir entelektüel irtifâya kayıtlı...
Olivier Roy ile doğrudan hiç bir tamasımız yok, fakat yıllardır üzerinde çalıştığı siyasî İslâmcılık ve İslâm dünyasındaki radikal hareketler hakkında yazıp söylediklerini nerede bulursak kaynak belirtmek kaydiyle “iktibas” etmeyi sürdürüyoruz. Bu kıymetli âlimin söylediklerine bütün Müslüman ülke aydın ve idarecilerinin ciddiyet ve hassasiyetle kulak kabartması gerekiyor.
Haziran’da çıkarmayı tasarladığımız 126. sayıda “Müslüman aydınlar”ın ilim, irfân, siyaset ve cemiyet hayatındaki yerleri, rolleri, müsbet ve yahut menfî tesirleri hakkında esaslı bir “tartışma dosyası” hazırlamak istiyoruz. Türkiye’de böyle bir tartışmaya alâka gösterecek çok sayıda ilim ve fikir adamı olduğu muhakkak. Bu satırları, katkı vermeyi düşünebilecek herkesin, lûtfen açık bir “davetiye” kabûl etmesini temennî ediyoruz. Dileriz, hayırhah neticeler doğuracak semereli ve canlı bir tartışma zemini teessüs eder.
Mübarek Ramazan’ın başlarında yeniden buluşmak ümidiyle bâkî selâm ve muhabbet...
                                                                                                                                                                                                                      Mustafa Çalık


HÂŞİYE: Bu arada Türkiye Günlüğü’nün fahrî sahipleri olan birkaç arkadaşımızın başlattığı abone seferberliğimize okurlarımızın gösterdiği alâka ve iştiraki iftihar ve şükranla zikretmek isterim. Bir taraftan da bu sayının gecikerek çıkmasından ötürü bütün okurlarımızın af ve müsamahasını istirham ederim.

Alt Kategoriler

Görünüm: Liste Tablo
Sırala:
Göster:
Türkiye Günlüğü 127. sayı

Türkiye Günlüğü 127. sayı

  Yaz Mektubu 15 Temmuz’da yaşadıklarımızı daha evvel birisi bize fantastik bir hikâye ol.....

14,00TL KDV Hariç: 14,00TL
Türkiye Günlüğü Sayı 118
14,00TL KDV Hariç: 14,00TL
Türkiye Günlüğü Yıllık Abonelik

Türkiye Günlüğü Yıllık Abonelik

Türkiye Günlüğü Dergisi'ne yıllık abone olabilirsiniz.  .....

14,00TL KDV Hariç: 14,00TL
Çok Satanlar